Canlıların Sınıflandırılması

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

  • Canlıların benzer ve ortak özelliklerine göre gruplandırılmasına sınıflandırma denir.
  • Sınıflandırma ile ilgili biyoloji bilim dalına sistematik ya da taksonomi denir.
  • Sınıflandırma canlılara ait bilgilere kolay ulaşmayı ve canlıya ait özellikleri kolay öğrenmeye olanak sağlar.
  • Canlıların sınıflandırılması ilk olarak Aristo tarafından yapılmış olup bilimsel nitelik taşımamaktadır. Sadece canlıların morfolojik (dış görünüş) özelliklerine göre sınıflandırma yapılmıştır.
  • Darwin tarafından canlıların ortak atadan evrimleştikleri fikri ortaya atılınca, canlıların benzer özelliklerine göre sınıflandırılması ortaya çıkmıştır. Carolus Linnacus ikili adlandırma sistemine göre bilimsel sınıflandırmayı yapmıştır. Systema Naturae adlı eserinde yayınlamıştır.

 

SINIFLANDIRMA ÇEŞİTLERİ

  1. AMPİRİK (YAPAY) SINIFLANDIRMA
  • Canlılar sadece dış görünüşlerine ve yaşadıkları yere göre sınıflandırılırlar.
  • Ampirik sınıflandırma ilk defa Aristo tarafından yapılmıştır.
  • Ampirik sınıflandırma sadece nitel gözlemlere ve analojiye dayalı yapıldığı için bilimsellikten yoksundur. Bundan dolayı günümüzde geçerliliğini yitirmiştir.
CANLILAR
Bitkiler Hayvanlar
Otlar Suda Yaşayanlar
Çalılar Karada Yaşayanlar
Ağaçlar Havada Yaşayanlar

 

Anaolog(Görevdeş) Organlar: İşlevsel bakımdan aynı (görevleri aynı), kökenleri bakımından farklı embriyonik tabakalardan meydana gelmiş organlardır. Örneğin kuş kanadı-kelebek kanadı.

 

  1. FİLOGENETİK (DOĞAL, BİLİMSEL) SINIFLANDIRMA
  • Canlıların köken ilişkilerine, evrim basamaklarına ve akrabalık derecelerine göre yapılan bilimsel sınıflandırmadır.
  • Carolus Linnacus tarafından geliştirilmiştir.
  • Bilimsel verilerden yararlanılarak yapılan bir sınıflandırmadır. Günümüzde geçerliliğini sürdürmektedir.

Homolog (Kökendeş) Organlar: Anatomik yapıları, embriyonik kökeni benzer fakat görevleri benzer yada farklı olan organlardır. Örneğin insan kolu-balina yüzgeci, kuş kanadı-yarasa kanadı.

 

Tür

  • Ortak bir atadan gelen, embriyolojik, fizyolojik ve morfolojik özellikleri benzer olan, aynı dış ve ç uyartılara benzer şekilde tepki veren, doğada yalnızca kendi aralarında çiftleşebilen verimli(kısır olmayan) yavrular (döller) meydana getiren canlılar topluluğudur.
  • Bir türü oluşturan bireylerin morfolojik yapıları, üreme şekilleri, embriyonik gelişme süreleri, beslenme şekilleri ve kromozom sayıları aynıdır.
  • Bir canlının tür olabilmesi için çiftleştirildiğinde verimli döller oluşturması gerekmektedir. Örneğin dişi bir kartal ile erkek bir kartal çiftleştirildiğinde kartal yavrusu oluşur. Bu oluşan yavru da eşeysel olgunluğa ulaştığında aynı şekilde ürer. Fakat at ile eşek çiftleştirildiğinde katır doğar. Doğan bu katır tekrar üreyemez. At ve eşek aynı tür değildir.

 

Türlerin Adlandırılması

  • Türler ikili adlandırma sistemine göre adlandırılır.

Felis leo (Aslan)

Burada Felis cins adı, leo ise özellik adıdır. Felis leo tür adını oluşturur.

Pinus nigra Rana dalmatina
Pinus alba Rana ridibunda
Morus nigra Homo erectus
Morus Alba Homo sapiens

 

Aynı türlerin kromozom sayıları aynıdır. Fakat aynı kromozom sayısına sahip canlılar aynı türden olmayabilir.  Örneğin insan 2n=46 kromozoma sahip ilen moli balığı da 2n=46 kromozoma sahiptir.
  • Cins isimleri aynı olan türlerin genetik benzerlikleri daha fazladır. Genetik benzerliklere bakılırken cins isimler dikkate alınır. Özellik isimleri dikkate alınmaz.

 

 

 

SINIFLANDIRMA BASAMAKLARI

Türeden aleme doğru gidildikçe;

-Birey sayısı artar.

-Ortak özellik, benzerlik ve akrabalık derecesi azalır.

-Embriyonik gelişim evresi benzerlikleri azalır.

-Kalıtsal çeşitlilik ve tür çeşitliliği artar.

  • Aynı türdeki bireylerin kromozom sayıları aynı iken genetik farklılıklar olabilir.
Embriyonik gelişme genelden özele doğrudur. Bir canlının ilk önce şubeye ait özellikleri ortaya çıkar. En son ise türe ait özellikleri ortaya çıkar.

 

  • Genellikle farklı türlere ait canlıların kromozom sayıları birbirinden farklıdır. Ancak farklı türlerde aynı kromozom sayısı olabilir.

 

 

 

  1. BAKTERİLER
  • Prokaryot hücre yapısına sahiptirler. Çekirdek ve zarla çevrili organeller bulundurmazlar.
  • Genel olarak hücre çeperi, hücre zarı ve sitoplâzmadan oluşurlar.
  • Sitoplazmalarında DNA, RNA, Ribozom, enzimler, organik ve inorganik moleküller yer alır.
  • Mitoz ve mayoz bölünme geçiremezler.
  • İğ ipliği oluşturamazlar.
  • Haploid kromozom yapısına sahiptirler.
  • DNA’ları histon proteini ile sarılı değildir.
  • Peptidoglikandan oluşan hücre çeperlerine sahiptirler. Peptidoglikan protein ve polisakkaritten oluşmuştur.
  • Bazıları aktif bazıları pasif hareket edebilirler. Aktif olarak hareket edenlerinde kamçı bulunur. Kamçı sayısı bakteri türleri arasında farklılık gösterir.
  • Bakterilerin birbirine ve yüzeye tutunmalarını sağlayan pilusları bulunur.
  • Genellikle hastalık yapıcı türlerinde kapsül bulunur. Bu yap hücre çeperinin dışında bulunur ve yapısı polisakkaritten oluşur.
  • Kalıtım materyali, protein kılıf içermeyen tek bir halkasal yapıdan oluşan DNA molekülünden oluşur.
  • Sitoplazmada ana DNA molekülünden başka küçük halkasal DNA parçaları da bulunur. Bu DNA parçasına plazmid adı verilir. Plazmidler bakteriye ekstra avantaj sağlayan genleri bulundurur.
  • Plazmidler ana DNA’dan bağımsız olarak eşlenebilir ve bakteriler arasında aktarılabilir.

BAKTERİLERİN SINIFLANDIRILMASI

  1. Solunum Şekline Göre
  2. Zorunlu Aerob Bakteriler
  • Sadece oksijenli ortamda enerji üretip yaşayabilirler. Oksijenin bulunmadığı ortamlarda yaşayamazlar.
  • Hücre zarı kıvrımı olan mezozomları bulunur. Burada oksijenli solunumun ETS evresi gerçekleşir.
  • Oksijenli solunum enzimlerini sitoplazmada ve mezozomlarında bulundururlar.

 

  1. Zorunlu Anaerob Bakteriler
  • Oksijensiz solunum yada fermantasyon yaparak enerji üreten bakterilerdir.
  • Bu bakteriler oksijenli ortamlarda yaşayamazlar. Bundan dolayı toprağın derinlikleri ile sulu ortamların dip kısımlarında bulunurlar.
  • Pütrifikasyona (çürüme) sebep olurlar.
  1. Geçici Anaerob Bakteriler
  • Normalde oksijenli ortamlarda yaşamlarını sürdüren bakterilerdir. Fakat oksijensiz ortamlarda da geçici bir süre yaşayabilirler.
  1. Geçici Aerob Bakteriler
  • Normalde oksijensiz ortamlarda yaşamlarını sürdüren bakterilerdir. Fakat oksijenli ortamlarda da geçici bir süre yaşayabilirler.

 

  1. Beslenme Şekillerine Göre Bakteriler
  2. Ototrof Bakteriler
  • Fotosentez veya kemosentez yaparak inorganik maddelerden inorganik moleküllerden kendi organik besinlerini üretebilen bakterilerdir.
  • İhtiyaçları olan inorganik maddeleri ortamlardan hazır olarak alırar.
  1. Fotoototroflar
  • Organik besin sentezi için gerekli enerjiyi güneş ışığından alırlar.
  • Sitoplazmalarında klorofil molekülleri bulunur.
  1. Kemoototrof Bakteriler
  • Klorofil bulundurmazlar.
  • Madde döngüsünde önemli rol oynarlar.
  • Organik besin üretimi sırasında gerekli olan enerjiyi inorganik molekülleri oksitleyerek sağlarlar.
  • Nitrit, nitrat, sülfür ve demir bakterileri kemosentetik bakterilere örnek verilebilir.

 

  1. Heterotrof Bakteriler
  • Organik ve inorganik her türlü besini dış ortamdan hazır olarak alan bakterilerdir.
  1. Saprofit Bakteriler
  • Hücre dışına sindirim enzimi salgılayarak hücre dışı sindirim gerçekleştirirler.
  • Ölmüş organizma ve canlı atıklarındaki organik bileşikleri parçalayarak, inorganik bileşiklere ayıran bakterilerdir.
  • Madde döngülerinde önemli rol oynarlar. Toprağın amonyak açısından zenginleşmesini sağlarlar.
  • Yoğurt bakterileri, vitamin üreten bakteriler (B, K vitamini) ve selüloz sindirici bakteriler örnek verilebilir.
  1. Parazit Bakteriler
  • Hücre dışına sindirim enzimi salgılayamazlar. Bundan dolayı sadece monomer besinlerin bulunduğu ortamlarda yaşamlarını sürdürebilirler.
  • Bazı türleri üzerinde yaşadıkları canlının hücrelerini parçalar ya da toksin denilen zehirli maddeler salgılayarak çeşitli hastalıklara sebep olurlar.
  • Tetanoz, verem,difteri, şarbon, solunum yolu enfeksiyonları, kolera, zatürre gibi hastalıklara sebep olurlar.

 

  1. Üreme Şekillerine Göre Bakteriler
  2. Eşeysiz Üreme
  • Bütün bakteri türlerinde görülür. İkiye bölünme şeklinde gerçekleşir. İkiye bölünme sırasında önce DNA eşlenir ve bakteri iki katı büyüklüğe ulaşır. Hücre boyuna uzar ve ikiye bölünür.
  • Eşeysiz üremeyle birey sayısı artışı sağlanırken kalıtsal çeşitlilik sağlanmaz.

 

  1. Eşeyli Üreme
  • Eşeyli üreme konjugasyonla sağlanır. Konjugas- yon aynı tür iki bakteri arasında pilluslar sayesinde sitoplazmik köprü kurulur. Daha sonra eşlenmiş olan plazmid DNA’dan biri diğer bakteriye aktarılır. Gen aktarımı tek yönlüdür.
  • Konjugasyon bakteri sayısını arttırmazken kalıtsal çeşitliliğe neden olur.
Konjugasyon aslında bir üreme çeşidi değildir. Konjugasyon canlıya genetik çeşitlilik kazandıran DNA aktarımı sağlayan bir olaydır. Konjugasyon sonunda bakteri sayısında bir artış beklenmez. Bakterilerin sayıca artması ikiye bölünme şeklinde olmaktadır.

 

 

 

 

 

 

  1. Şekillerine Göre Bakteriler
  • Yuvarlak bakteriler, çubuksu bakteriler, spiral şekilli bakteriler ve virgül şeklinde olmak üzere dört farklı şekillerde olabilirler.
  1. Gram Boyamaya Göre Bakteriler
  2. Gram (+) Bakteriler
  • Gram boyasıyla mor renkli boyanan bakterilerdir.
  • Bu bakterilerde peptidoglikan çeper kalın, hücre dışı matriks incedir.
  1. Gram (-) Bakteriler
  • Gram boyasıyla pembe renkli boyanan bakterilerdir.
  • Bu bakterilerde peptidoglikan çeper ince, hücre dışı matriks kalındır.
  1. ARKELER
  • Ekstrem koşullarda yaşayan canlılardır.
  • DNA’ları histon proteini sarılıdırlar.
  • Prokaryot hücre yapısına sahiptirler.
  • Enzimleri farklı koşullara dayanıklıdır.
  • Ototrof ve heterotrof türleri vardır.
  • Lipoproteinden oluşan çeperleri vardır.
  • Fotosentetik, kemosentetik, saprofit ve parazit türleri vardır.
  1. Halofiller
  • Tuz oranı yüksek olan ortamlarda yaşarlar.
  • Fotosentez yapan türleri bulunur. Klorofil yapısı bulunmaz. Bakteriyorodopsin sayesinde ışığı soğururlar. Bu protein yapılıdır. ETS enzimleri bulunmaz.
  1. Termofiller
  • Sıcak ortamlarda (650-850) yaşayabilirler. Bazıları daha sıcak ortamlarda yaşayabilirler.

3.Metanojenler

  • Karbondioksiti hidrojen gazı ile birleştirip metan gazı oluştururlar.
  • Zorunlu anaerob bir özelliğe sahiptirler. Oksijenden zehirlenirler.
  • Kirli suların arıtılmasında kullanılırlar.
  • Bataklıklarda kirli, sularda, çöplerin içinde ve otçul canlıların sindirim sisteminde bulunurlar.
  • Hayvan gübrelerinden metan gazı elde edilmesinde kullanılırlar.
  1. Psikofiller
  • Sıcaklığın çok düşük olduğu ortamlarda yaşarlar. Çoğu 50C’nin altında yaşarlar. Suyun donma noktasında direnç gösterirler.

 

VİRÜSLER

  • Hücre içi zorunlu parazitleridirler.
  • Çok hızlı mutasyona uğrarlar.
  • Hücre dışında kristalleşirler ve canlılık faaliyeti gösteremezler.
  • Nükleik asit olarak DNA yada RNA’dan sadece birisi bulunur.
  • Hücresel metabolizması olmadığından ilaçlardan etkilenmezler. Fakat aşılarla virüslere karşı koruma sağlanabilir.
  • Dış proteinler (kapsid) virüs genomunu korur. Kuyrukta bulunan kuyruk ipi proteinleri hangi hücreye bağlanacağını belirler.
  • Virüsler sadece kendine özgü hücrelere bağlanıp çoğalabilir. Grip virüsünün solunum yolu hücrelerinde, kuduz virüsünün sinir hücrelerinde çoğalmaları gibi.
  • Virüsler nükleik asit ve protein kılıftan oluştuğundan nükleoprotein yapılı kabul edilir.
  • Virüslerin kuyruk kısmında bulunan enzimler virüsün konak hücreye bağlandığı anda hücre zarının hidroliz edilmesinde görev alır. Bu sayede virüs genomu ilgili hücreye girer.
  • Bakteri virüslerine özel olarak bakteriyofaj adı verilir.
  • Virüsler girdikleri hücreyi bir süre sonra parçalayarak yok olmalarına sebep olabilirler. Bu olaya lizis adı verilir.
  • Bazı virüsler girdikleri hücrenin şeklinin değişmesine sebep olurlar. Burada virüs DNA’si girdiği hücrenin DNA’sına bağlanarak hücre genomunun değişmesine sebep olur. Hücre başka bir özellik kazandığından değişmeye sebep olur. Bu olaya lizogeni adı verilir.
  • Virüsler girdikleri hücrenin aşırı bir şekilde ve kontrolsüz şekilde çoğalmalarına sebep olabilirler. Bu olaya reprodüksiyon adı verilir.
  • Bazı virüslerde hem replikasyon yapabilen hem de transkripsiyon yapabilen RNA bulunur. Bu tip virüslere retrovirüsler adı verilir.

İnterferon: Virüs bulaşmış hücre tarafından sentezlenen glikoprotein yapıda bir maddedir. Virüs bulaşmamış hücreleri uyararak onlara virüs bulaşmaması için kendi savunma proteinlerini üretmelerine yardımcı olur. Bu sayede virüslerin başka hücrelerde çoğalmaları engellenir.

Virüslerin Litik Döngüsü

– Kuyruk bölgesiyle hücre zarına tutunurlar. Kuyruk bölgesindeki enzim hücre zarını hidroliz eder. Virüs DNA’sı hücreye girer. Protein kılıf hücre dışında kalır.

– Hücre DNA’sını devre dışı bırakır. Hücrenin sistemini kendi kontrolüne alır.

– Hücrenin enzim ve ATP’lerini kullanarak kendi DNA’sını hızla çoğaltır.

– Virüs DNA’sına göre mRNA’lar sentezlenir. Bu mRNA’larla virüs proteinleri sentezlenmiş olur.

– Hücre içinde sentezlenen virüse ait yapılar birleşerek virüsleri oluşturur.

– Hızla çoğalan virüsler hücreyi patlatırlar. Bu olaya lizis adı verilir.

 

  1. PROTİSTA ALEMİ
  • Çekirdek zarı ve zarlı organelleri bulunan bir hücreli veya çok hücreye sahip canlılardır.
  • Tatlı suda yaşayanlarında fazla suyu dışarı atan kontraktil kofulları vardır.
  • Hücreleri tek tek veya koloni halinde yaşarlar.
  • Yaşamsal faaliyetlerinin büyük bir bölümünü sitoplazmalarındaki organelleri ile gerçekleştirirler.
  1. PROTOZOALAR
  2. Silliler
  • Dış kısmında pelikula adı verilen koruyucu bir yapı bulunur.
  • Besinler hücresel ağız bölgesinden koful oluşturularak alınır. Sindirim atıkları hücresel anüsten ekzositoz ile atılır.
  • Eşeysiz üremeleri ikiye bölünme, eşeyli üremeleri konjugasyonla sağlanır.
  • Trikosist adı verilen iğneleri ile avlarını uyuşturup kolayca avlarlar. Ayrıca trikosist savunma görevi de üstlenir.
  • İki çekirdeklidirler. Büyük çekirdek hücre metabolizmasını ve eşeysiz üremeyi kontrol eder. Küçük çekirdek ise eşeyli üremeyi kontrol eder.
  • Hareket sillerle sağlanır.
  • En tanınmış türü paramesyumdur.
  1. Kamçılılar
  • En tanınmış türü öğlenadır. Öglenanın genel özellikleri:

– Kloroplast organeline sahiptir. Bu sayede ışık varlığında fotosentez yaparak besin üretirken karanlık ortamlarda heterotrof beslenip, besinlerini dışarıdan hazır alır.

– Kamçıları ile hareket sağlanır.

– Kamçılarının kök kısmında ışığa duyarlı göz lekesi (stigma) bulunur.

– Üremeleri ikiye bölünme şeklinde eşeysiz olarak gerçekleşir.

– Tatlı sularda yaşayanlarında kontraktil koful bulunur. Kontraktil kofulları hücre içine giren fazla suyun atılmasını sağlar. Böylece osmotik denge sağlanır.

– Hücre zarının dışında koruyu bir tabaka olan pelikula bulunur.

  • Öğlena dışında heterotrof beslenen türleri mevcuttur. Özellikle parazit türleri insanlara ve diğer hayvanlara zarar verir.
  • Trypanosoma gambiense insanda uyku hastalığına sebep olur. Çeçe sineğinden insanlara geçer.
  • Trypanosoma brucei insanlarda ve evcil hayvanlarda nagana hastalığına sebep olur. Bu hasinsanda talık doğuma iki, üç ay kala yavrunun düşmesine sebep olur. Çeçe sineğinden insanlara geçer.
  • Leishmania tropica insanlarda şark çıbanı hastalığına sebep olur. Kum sineklerinden insanlara geçer.
  1. Kök Ayaklılar
  • Oluşturdukları yalancı ayaklar hareket ve besin yakalamada görev yapar.
  • Genellikle tatlı sularda yaşar.
  • Kötü ortam şartlarında şekli değişir ve dış kısmında koruyucu bir örtü ile sarılarak kist oluşturur.
  • Tatlı sularda yaşayanlarında kontraktil koful bulunur. Kontraktil kofulları hücre içine giren fazla suyun atılmasını sağlar. Böylece osmotik denge sağlanır.
  • Hücre içi sindirim görülür. Besinlerini besin kofulunda sindirirler.
  • İkiye bölünme ile eşeysiz olarak çoğalırlar.
  • Kirli sularda yaşayan bir türü olan Entamoeba histolytica insan kalın bağırsağına yerleşip amipli dizanteri (kanlı ishal) sebep olur.
  1. Sporlular
  • Hareket organelleri yoktur. Pasif olarak hareket eder.
  • Birçok türü hayvanlarda parazit olarak yaşar.
  • Besin kofulu ve kontraktil koful bulundurmazlar.
  • Üremeleri eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini takip ettiği metagenez ile olur. Üreme olayları sırasında spor oluştururlar.
  • En tanınmış türü Plasmodium malaria’dır. Anofel cinsi sivrisineğin dişisinden insanlara geçer ve sıtma hastalığı oluşturur.
  1. ALGLER
  • Selüloz yapılı hücre çeperine sahiptirler.
  • Kloroplasta sahip olduklarından fotosentez yaparlar.
  • Bölünerek veya sporla çoğalırlar.
  • Tek hücreli ve çok hücreli türleri mevcuttur. Fakat doku farklılaşması yoktur.
  • Fotosentezin ~%80’ den fazlasını yaparlar. Suda yaşayan canlıların besin ve oksijen ihtiyaçlarını karşılarlar.
  • Yeşil, kırmızı, kahverengi renkte olabilirler.
  • Volvox, pandorina, ulva lactuca tanınmış alg türleridir.

Volvox Kolonisi: Hücreleri arasında iş bölümü görülür. Koloninin dışa bakan hücreleri kloroplast ve kamçı taşır. Bundan dolayı dıştaki hücreler hareket ve beslenmeden sorumludur. İçte kalan hücrelerde klorofil ve kamçı bulunmaz. İçte kalan hücreler üreme ve boşaltımdan sorumludur. Koloninin etrafı jelatinimsi bir matriks ile sarılıdır.

Pandorina Kolonisi: Hücreleri arasında iş bölümü yoktur. Koloniyi oluşturan hücreler iki kamçılıdır. Hücrelerinde kloroplast bulunur. Koloninin etrafı jelatinimsi bir matriks ile sarılıdır.

  1. CIVIK MANTARLAR
  • Hücre çeperine sahip değillerdir. Bundan dolayı belirgin bir şekilleri yoktur.
  • Amipsi hareket ederler.
  • Çok sayıda çekirdek bulundururlar.
  • Nemli yerlerde yaşarlar. Saprofit veya parazit beslenirler.

 

  1. MANTALRLAR ALEMİ
  • Kök, gövde ve yaprak gibi organlara sahip değillerdir.
  • Depo polisakkaritleri glikojendir.
  • Kitin yapılı hücre çeperleri bulunur.
  • Saprofit ya da parazit olarak beslenirler. Heterotrof canlılardır.
  • Sporla üreme görülen türlerinde metagenez gözlenir. Bazı türlerinde tomurcuklanma ile eşeysiz üreme görülür.
  • Tek hücreli maya mantarları hariç hif adı verilen ipliksi yapılar bulundururlar. Hifler birbiri içinde dallanarak miselyumları oluşturur.
  • Miselyumlar yere tutunmada, beslenmede ve etkili olabilirler.
  • Saprofit olarak yaşayıp madde döngüsünde görev alırlar.
  1. KÜF MANTARLARI
  • Miselyumları iyi gelişmiş olup eşeyli ve eşeysiz çoğalabilirler.
  • Çok çekirdekli hücrelere sahiptirler.
  • Saprofit ve parazit olarak yaşayan türleri vardır. Çocuklarda ağız içinde pamukçukların oluşmasına sebep olurlar.
  • Bazı türlerinden penisilin antibiyotiği elde edilir.
  • Deride yaralanmalara, saç kıranlara parmak aralarında tahribata sebep olurlar.

 

  1. PAS MANTARLARI
  • Bitkilerde hastalıklara yol açarak ürün kayıplarına sebep olurlar.
  • Bitkilerde yapraklarda çoğalıp yaprağın özelliğini yitirmesine sebep olurlar.
  1. MAYA MANTARLARI
  • Tomurcuklanma ile ürerler.
  • Tek hücreli mantarlardır. Saprofit olarak beslenirler.
  • Oksijenli ve oksijensiz solunum yapabilirler.
  • Mayalanma işlemlerinde kullanılırlar. Etil alkol ve sirke asidi fermantasyonu yapan türleri mevcuttur.
  • B vitamini bakımından zengindirler.
  1. ŞAPKALI MANTARLAR
  • Saprofit veya parazit olarak beslenirler.
  • Bazı türleri zehirlidir.
  • Bazı türleri besin olarak tüketilir. Protein değerleri yüksektir.

 

  1. BİTKİLER ALEMİ
  • Selülozdan oluşan hücre çeperleri bulunur.
  • Depo polisakkaritleri nişastadır.
  • Kloroplast ve diğer plastidleri bulunur.
  • Genellikle fotosentez yaparak ototrof beslenen çok hücreli canlılardır.

 

 

  1. ÇİÇEKSİZ(TOHUMSUZ) BİTKİLER
  2. Damarsız Tohumsuz Bitkiler
  • İletim demetleri yoktur. Su ve mineral taşınması hücreler arasında difüzyon ve ozmos ile taşınır.
  • Üremeleri metagenez ile sağlanır. Metagenezde eşeyli ve eşeysiz üreme birbirini takip eder.
  • Ciğer otları ve karayosunları bu gruba örnek olarak verilebilir.
  • Ciğer otları; nemli topraklarda, kayarlın üzerinde ve ağaçların üzerinde yaşarlar. İnce ve yapraksı yapılardan oluşurlar. Gerçek kök ve gövde yapıları bulunmaz. Toprağa kök benzeri yapı olan rizoitlerle tutunur.
  • Kara yosunları; nemli yerlerde yaşarlar. Üremek için suya ihtiyaç duyarlar. Metagenez ile çoğalırlar. Gerçek yaprakları olmayıp yaprağımsı yapıları vardır. Toprağa rizoit adı verilen kök benzeri yapılarla tutunurlar.
  1. Damarlı Tohumsuz Bitkiler
  • İletim demetleri bulunur. Gerçek kök ve yaprakları yoktur. Fakat damarsız tohumsuz bitkilere göre daha gelişmiş yapıları vardır.
  • Üremeleri metagenez ile sağlanır.
  • En tanınmış örnekleri eğrelti otları, at kuyrukları ve kibrit otlarıdır.
  1. ÇİÇEKLİ (TOHUMLU) BİTKİLER
  • Gelişmiş iletim demetleri bulunur.
  • Gerçek kök, gövde ve yapraklara sahiptirler.
  • Çiçek ve tohum oluştururlar.
  • Genel olarak kara yaşamına uyum sağlamış gelişmiş yapılı bitkilerdir.
  1. Açık Tohumlu Bitkiler
  • Tohum meyve içinde değil, kozalak yapraklarının arasında gelişir.
  • Basit yapıdaki tohum taslakları meyve yapraklarının üst yüzeyinde bulunur.
  • Gerçek çiçekleri ve meyve oluşumu yoktur. Üreme organları kozalak adı verilen yapılarda bulunur.
  • Her daim yeşildirler. Yaprakları iğne şeklindedir.
  • Çok yıllık odunsu bitkileridir. Otsu formları yoktur.
  • Erkek ve dişi organ farklı kozalaklarda bulunur.
  • Genellikle rüzgarla tozlaşırlar.
  • Çoğunda besi doku (endosperma) döllenme olmadan gelişir. Bundan dolayı endosperma (n) kromozomludur.
  • Genellikle çok çenekli bitkilerdir. Çam, ardıç, köknar, ladin örnek verilebilir.
  1. Kapalı Tohumlu Bitkiler
  • Gerçek çiçek ve tohum taslakları vardır.
  • Tohum taslakları yumurtalık (ovaryum) içinde gelişir. Tohumlar da yumurtalık içinde oluşur.
  • Yumurtalık gelişerek meyveyi oluşturur. Meyve tohumun etrafında gelişir.
  • Endosperma döllenme sonucu oluşur ve 3n kromozomludur.
  1. Tek Çenekli Bitkiler
  • Gövdede enine kalınlaşmayı sağlayan kambiyum tabakası bulunmaz.
  • Gövdede iletim demetleri dağınık dizilmiştir.
  • Saçak kök yapısına sahiptirler.
  • Genellikle tek yıllık odunsu bitkilerdir.
  • Embriyolarında tek çenek yaprağı bulunur.
  • Yaprakları paralel damarlanma yapısına sahiptir. Ayrıca yaprak sapı bulunmaz. Yaprak gövdeye sarılı olarak gövdeye tutunur.
  • Buğday, pirinç, lale, mısır örnek olarak verilebilir.
  1. Çift Çenekli Bitkiler
  • Tek veya çok yıllık olabilirler. Gövdeleri otsu yada odunsudur.
  • Kambiyum bulunur. Tek yıllık olanlarında basit yapılıdır. Çok yıllık olanlarında ise gelişmiştir. Çok yıllık bitkilerde bu kambiyumlar yaş halkalarını oluşturur.
  • Gövdede iletim demetleri düzenli dizilmiştir.
  • Kazık kök yapısına sahiptirler.
  • Yaprakları genellikle ağsı damarlanma gösterirler. Belirgin bir yaprak sapı bulunur.
  • Embriyolarında iki çenek yaprağı bulunur.
  • Elma, buğday, fasulye, badem, erik, kayısı örnek verilebilir.

 

 

 

  1. HAYVANLAR ÂLEMİ
  • Heterotrof beslenen canlılardır.
  • Büyüme ve gelişmeleri sınırlıdır.
  • Genellikle hareketli canlılardır.
  • Büyük bir kısmı eşeyli ürer.
  • Genellikle aktif hareket edebilen canlılardır. Süngerler ve mercan gibi canlılar aktif hareket etmezler.

1.Omurgasız Hayvanlar

  • Sinir şeritleri bulunanlarında vücudun karın bölgesindedir.
  • Bazıları dış bazıları iç iskelete de sahiptir.
  1. Süngerler
  • Vücutları torba şeklinde olup herhangi bir simetrileri yoktur.
  • Tatlı sularda ve denizlerde zemine tutunarak hareketsiz olarak yaşarlar.
  • Herhangi bir sisteme sahip olmayan basit canlılardır.
  • Embriyonik gelişme aşamasında mezoderm tabaka oluşmaz.
  • Hücreler arasında bulunan silisten oluşan iskelet desteklik sağlar. Bu iç iskelet olarak kabul edilir.
  • Vücut boşluklarına yakalı kamçılı hücreleri bulunur.
  • Yapılarında por adı verilen delikler bulunur.
  • Kamçılı hücreler besinleri yakalayıp endositozla hücreye alır. Hücre içi sindirim yaparlar.
  • Eşeysiz üremeleri tomurcuklanma ile sağlanır. Eşeyli üremeleri ise mezenşimatik tabakada gelişen sperm ve yumurtalarla olur.
  1. Sölenterler
  • Bazıları ışınsal simetriye, bazıları ise simetrisiz hayvanlardır.
  • Tek açıklıklı sindirim sistemleri bulunur.
  • Karnivor (etçil) beslenir.
  • Mezoderm tabakası gelişmez.
  • Hayat devrinde polip ve medüz evreleri görülür. Polipler hareketsiz olup zemine tutunarak yaşarlar. Medüzler ise hareketlidir. Deniz analarını sölenterlerin medüz formudur.
  • İlk sinir sistemi bu sınıfta görülür.
  • Hidrada ağsı sinir sistemi görülür.
  • Hidra, mercanlar ve denizanası sölenterlere örnek verilebilir.
  1. Solucanlar
  • Bileteral simetriye sahiptirler.
  • Embriyonik tabaka farklılaşması vardır. (Ektoderm, endoderm ve mezoderm)
  • Tatlı sularda, denizlerde ve karada yaşayan türleri bulunur.
  1. Yassı solucanlar
  • Büyük bir çoğunluğu parazittirler.
  • Tek açıklıklı sindirim sistemleri bulunur.
  • Solunum vücut yüzeyinden difüzyonla yapılır.
  • Tenya, planarya ve karaciğer kelebeği örnek verilebilir.
  1. Yuvarlak solucanlar
  • İlk iki açıklıklı sindirim sistemi bu canlılarda görülür.
  • Solunum ve boşaltım vücut yüzeyinden difüzyonla sağlanır.
  • Çoğunluğu parazit olarak yaşar.
  • Kancalı kurt, bağırsak solucanı ve kıl kurdu örnek verilebilir.

III. Halkalı Solucanlar

  • Vücutları çok sayıda halkasal kaslardan oluşur.
  • Belirgin bir baş bölgesi ayırt edilebilir.
  • Suda yaşayanlar solungaç, karada yaşayanları ise deri solunumu yaparlar.
  • Kapalı dolaşım sistemine sahiptirler.
  • Hermofrodit (çift cinsiyetli) canlılardır. Fakat kendi kendilerini dölleyemezler.
  • Toprak solucanı ve sülük tanınmş örnekleridir.
  1. Yumuşakçalar
  • Ahtapot ve mürekkep balıklarında kapalı diğerlerinde açık dolaşım görülür.
  • Bazılarında vücut dışında kabuk bulunabilir.
  • Vücutlarında manto boşluğu bulunur. Sucul olanlarında manto boşluğunda solungaçlar, karasal olanlarında ise manto boşluğu akciğer görevi üstlenir.
  • Dış döllenme dış gelişme görülür.
  • Ahtapot, midye, salyangoz ve mürekkep balığı örnek verilebilir.
  1. Eklem Bacaklılar
  • Vücut baş, gögüs ve karın olmak üzere üç bölümden oluşur.
  • Eklemli yapıda vücut üyeleri vardır.
  • Açık dolaşım sistemine sahiptirler.
  • Ayrı eşeyli canlılardır.
  • Kitinden oluşan dış iskelete sahiptirler.
  • Suda yaşayanları solungaç, karada yaşayanları genellikle trake solunumu yaparlar.
  • Böceklerde üç çift, örümceklerde dört çift bacak bulunur.
  • Trake solunumu yapanların kanında oksijen ve karbondioksit bulunmaz.
  • Böceklerin boşaltım ürünleri ürik asittir.
  • Örümcekler ve akreplerde kitapsı akciğer bulunur.
  • Karides, yengeç, örümcekler, böcekler, çıyanlar örnek verilebilir.
  • Böceklerde anten bulunurken örümceklerde anten bulunmaz.
  • Böceklere örnek arı, sinek, kelebek ve karınca verilebilir.

 

  1. Derisi Dikenliler
  • Denizlerde yaşayan canlı sınıfıdır.
  • Kalker plakçıklardan oluşan bir iç iskeletleri bulunur.
  • Açık dolaşım sistemine sahiptirler.
  • Vücutları diken şeklinde çıkıntılara sahiptir.
  • Rejenerasyon yetenekleri gelişmiştir.
  • Tüp ayaklar bulunur. Bu ayaklar beslenme, boşaltım, hareket ve solunumda görev alır.
  • Eşeyli olarak çoğalırlar.
  • Solungaç solunumu yaparlar.
  • Denizyıldızı, denizkestanesi ve denizhıyarı örnek verilebilir.
  1. İlkel Kordalı Hayvanlar
  • Kordalılar içerisinde omurgaya sahip olmayan grup ilkel kordalılar olarak adlandırılır.
  • Embriyonik gelim evrelerinde solungaç yarıkları oluşur.
  • Hayatın bir döneminde notokord oluşumu gözlenir.
  • Kapalı dolaşım sistemine sahiptirler.
  • Solungaç yarıkları beslenme işlevinde görev alır.
  • Solunum vücut yüzeyinden difüzyonla yapılır.
  • Notokord bazılarında tüm hayat boyunca, bazılarında ise yavru halindeyken bulunur.
  • Amfiyoksüs ve tulumlular örnek veriebilir.
  1. Omurgalı Hayvanlar
  • İç iskeletlere sahip hayvanlardır.
  • Sinir kordonu sırt kısmındadır ve bu sinir kordonu omurganın içinde bulunur.
  • Boşaltım organları böbreklerdir.
  • Bazılarında iskelet kıkırdak dokudan oluşurken bazılarında iskelet kemik dokudan oluşur.
  • Bütün omurgalı hayvanlarda kapalı dolaşım sistemi görülür.
  • Ayrı eşeyli canlılardır.
  1. Balıklar
  • Solungaç solunumu yaparlar. Bundan dolayı sudaki çözünmüş oksijeni kullanırlar.
  • Kemik veya kıkırdaktan oluşan iç iskeletleri vardır.
  1. Kıkırdaklı Balıklar
  • İç iskeletleri kıkırdak yapılıdır.
  • Solungaçları ayrı ayrı dışarı açılır.
  • İç döllenme görülen türleri vardır.
  • Bazı türleri yavrularını doğururken bazı türleri yumurtalarını suya bırakırlar.
  • Köpek balıkları ve vatozlar bu grupta incelenir.

 

  1. Kemikli Balıklar
  • Kemikten yapılı bir iç iskelete, yüzme keselerine ve pullara sahiptirler.
  • Bir çift solungaç açıklığı vardır.
  • Kalpleri iki odacıklıdır. Kalplerinde her zaman oksijence fakir kan bulunur.
  • Solungaçlardan kan doğrudan vücuda gönderilir.
  • Tekli dolaşım sistemi bulunur.
  • Soğukkanlı canlılardır. Fakat su sıcaklığı 50C’nin altına düşmediğinden kış uykusuna yatmazlar.
  • Genellikle dış döllenme ve dış gelişme görülür. Fakat bazı türlerinde iç döllenme görülür ve yavrular doğurulur.
  • Sazan, alabalık, palamut, hamsi vb. örnek verilebilir.
  1. İki yaşamlılar (Amphibia)
  • Hem suda hem de karada yaşayabilirler.
  • Üç odacıklı kalpleri vardır. Karıncıklarda oksijence zengin ve kirli kan karışır. Vücutlarında karışık kan dolaşır. Oksijence zengin kan sol kulakçıkta, oksijence fakir kan ise sağ kulakçıkta bulunur.
  • Soğukkanlı canlılardır. Kış uykusuna yatarlar.
  • Su ve suya yakın yerlerde yaşarlar. Dış döllenme dış gelişme görülür.
  • Başkalaşım geçirirler.
  • Larva döneminde solungaç, erişkin dönemde deri ve akciğer solunumu yaparlar.
  • Akciğerleri basit kese şeklindedir.
  • Derilerinde mukus bezleri bulunduğu için deri daima nemli ve kaygandır. Bu şekilde nemli deri, deri solunumuna yardımcı olur.
  • Semenderler ve kurbağalar bu sınıfta incelenir.
  1. Sürüngenler
  • Suda ve karada yaşayan türleri vardır.
  • Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerleri biraz dallanmış durumdadır.
  • Vücutları plakalarla örtülüdür.
  • Bazı türleri deri değişimi yapabilir.
  • Soğukkanlı canlılardır. Kış uykusuna yatarlar.
  • Timsah hariç kalpleri üç odacıklıdır. Karıncıklarında yarım perde bulunur. Timsahta ise kalpler dört odacıklıdır. Suyun içinde panizza kanalı açılır ve kan karışır. Bu sayade uzun süre su altında kalabilir.
  • Timsahlar soğukkanlı olmalarına rağmen ılıman bölgede yaşadıklarından kış uykusuna yatmazlar.
  • Bol vitelluslu yumurtaları vardır.
  • İç döllenme dış gelişme görülüri
  • Yavru bakımı yoktur.
  • Boşaltım ürünleri ürik asittir.
  • Genellikle kloak yapısı bulunur. Bu yapıdan idrar ve dışkı atılır.
  • Yılan, timsah, kertenkele, iguana ve kaplumbağa bu sınıfa örnek verilebilir.
  1. Kuşlar
  • Vücutları tüylerle kaplıdır. Ter bezleri bulunmaz.
  • Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur. Bu hava kesesi solunum havasından iki defa yararlanmayı sağlar.
  • Sıcakkanlı canlılardır. Yavru bakımı vardır. Kuluçkaya yatarlar.
  • İç döllenme ve dış gelişme görülür.
  • Yumurtaları CaCO3 tan oluşan kabuk bulundurur.
  • Ağız gaga şeklinde farklılaşmıştır. Ağızlarında diş bulunmaz.
  • Etçil kuşlarda kursak ve taşlık bulunmayabilir.
  • Kemiklerin içi boştur. Bu durum uçmayı kolaylaştırır.
  • Kalpleri dört odacıklıdır. Oksijence temiz ve fakir kan karışmaz.
  • Boşaltım ürünleri ürük asittir.
  • Kloak yapısı bulunur. Bu yapıdan yumurta, sperm, idrar ve dışkı atılır.
  • Boşaltım ürünleri ürik asittir.
  • Etçil olan türlerinde gaga çengelli ve pençeler gelişmiştir.

Penguen, devekuşu, kanarya, güvercin, kartal bu sınıfa örnek verilebilir.

  1. Memeliler
  • Vücutları kıllarla kaplıdır. Deniz memelilerinde deri yağlı deri şeklindedir. Bu deri sayesinde yüzmeyi kolaylaştırırken ısı kaybını da önler.
  • Beyinleri iyi gelişmiştir. Beyin büyüklüğü sinir yollarının karmaşıklığı ile doğru orantılıdır.
  • Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerlerinde alveol yapıları mevcuttur.
  • Sıcakkanlı canlılardır.
  • Ter bezleri bulunur ve süt bezleri bulunur.
  • Kalpleri dört odacıklıdır. Oksijence fakir ve zengin kan karışmaz.
  • Göğüs ve karın boşluğu arasında kaslı diyafram bulunur.
  • Olgun alyuvarları çekirdeksizdir.
  • İç döllenme görülür. Hepsinde iç gelişme olmayabilir.
  • Boşaltım ürünlerinin büyük bir kısmı üredir.
  • Yavrularını sütle beslerler.
  1. Gagalı memeliler
  • Su kenarlarında yaşarlar ve ayakları perdelidir.
  • İç döllenme dış gelişme görülür.
  • Bu canlılarda sindirim, başaltım ve sistemleri tek bir açıklıktan (kloak) dışarı açılır.
  • Yavrular yumurta içinde gelişir. Bundan dolayı yumurtada bol vitellus vardır.
  • Anne canlı kuluçkaya yatar.
  • Ornitorenk, dikenli karıncayiyen kirpi örnek verilebilir.

 

 

  1. Kesli memeliler
  • Gebeliğin 3. veya 4. ayında doğan embriyonik yavrular gelişimlerini annelerindeki kese içinde sütle beslenerek tamamlarlar.
  • Doğan yavru kendi türüne (ebeveynine) benzemez.
  • Doğar doğmaz anne canlı tarafından keseye atılır.
  • Kanguru, koala, keseli fare bu gruba girer.

III. Plasentalı memeliler

  • Yavru anne canlının rahminde gelişimini tamamlar. Plasentadan göbek kordonu aracılığı ile beslenir.
  • Bu canlıların yavruları doğuncaya kadar; sindirim, boşaltım, solunum sistemi gibi sistemlerini kullanmazlar. Bu sistemlerin işlevleri anne canlı tarafından gerçekleştirilir.
  • Yavrular gelişimini tamamladıktan sonra doğrulur.
  • Koyun, inek, balina, kirpi, yarasa, yunuslar örnek verilebilir.